30 Ocak 2018 Salı

MISIR / Hurghada, Kahire

Bu yıl sömestir tatilinde ailecek sıcak bir yerlere gidelim dedik. Aklım dört yıl önce THY’nin ödül biletleri sayesinde gittiğimiz Zanzibar tatilindeydi ama oralara gitmek artık imkansız. Ben de ocak ayında Türkiye’ye göre hem daha sıcak olan hem de bilet fiyatı makul olan Mısır’da karar kıldım. Tabi her zamanki gibi seyahatin planlamasını erken yaptım. Eylül ayı başında pegasusun kampanyasından faydalanarak Hurghada biletlerini gidiş dönüş kişi başı 275 liraya aldım.

Aile dostlarımızın da katılmasıyla 4 yetişkin 3 çocuktan oluşan grubumuzla hem deniz güneş kum hem de çevre gezilerinden oluşan bir haftalık bir tatil planladım.
Mısır yeşil pasaport sahibi Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Bordo pasaport sahipleri için ise 45 yaşın üzerinde veya 20 yaşın altında olmak kaydıyla kapıda vize veriliyor. Uçakta dağıtılan formu doldurup Hurghada havaalanında banka gişesi gibi bir yere 25 dolar ödüyorsunuz ve vizeniz pasaportunuza yapıştırılıyor. Bu koşula uymayanlar Mısır konsolosluğundan vize almak durumunda. Gezi sürecinde tanıştığım bir kişi, Ankara’dan 40 gün önce başvurmasına rağmen vizesi çıkmadığı için Mısır’a gidemedi. Bu nedenle erken davranmakta fayda var.
Uçakta dağıtılan formu doldurmak gerekiyor.
Ocak 2018 itibariyle 1 Amerikan doları 17.60 mısır poundu, 10 Mısır poundu ise 2,10 Türk lirası yapıyordu. İstanbul-Hurghada uçuşu 2 saat 10 dakika sürdü. Hem 7 kişiyle sıradan bir taksiye sığamayacağımızdan hem de buradaki taksicilerin çeşitli şark kurnazlıklarını okuduğumdan şehir merkezinde bulunan otelimize gitmek için internet üzerinden transfer ayarlamıştım. Havaalanından çıkışta şoför adımın yazılı olduğu bir kağıtla beni karşıladı. Mısırlıların mikrobas dedikleri van tarzı araçlarla 7 kişilik gurubumuzun transferine 10 ingiliz poundu ödedim.
Odamızın balkonundan panorama

Hurghada, 1970’lerde sıradan bir balıkçı kasabası iken turizm sayesinde büyük bir değişim göstermiş. Bugün karşılaşılan Hurghada Mısır’ın Alanya’sı, Bodrum’u gibi. Kızıldeniz boyunca uzanan sahiller resort otellerle dolu. Şehirde herşey turistlere yönelik. Ancak iğneden ipliğe ne alırsanız alın pazarlık yapmak şart. Sistem turisti kazıklama üzerine kurulu. Bunu sadece turistik eşya satıcılarında değil, yerel halkın alışveriş yaptığı pazarlarda bile yaşayabilirsiniz. Oldu bitti ile veya salak ayağına yatarak para üstü vermemek konusu da diğer bir dikkat edilmesi gereken olay.
El Mina Camii
Otelimiz Minamark Resort, Shereton caddesindeydi. Hurghada otellerinin çoğu Türkiye’nin güneyinde olduğu gibi herşey dahil konseptinde çalışıyor. Fiyat fayda dengesi açısından da iyi durumda olan bu otelin bizi üzen tek yanı eşimin odada bıraktığı çantasından kaybolan 100 euro oldu.
Hediyelik alırken pazarlık şart
Hurghada’da yapılacak bir çok etkinlik var. Biz de bir gün otelde kalıp denizden faydalanma, bir gün gezi etkinliklerine katılma şeklinde bir program yaptık. Kaldığımız bir hafta boyunca gündüz sıcaklığı 22 ile 27 derece arasındaydı ve bu sayede ocak ayında deniz güneş tatili yapmış olduk.
Shereton caddesinde bir çok seyahat acentası var ve hepsinin sattığı turlar aslında içerik olarak aynı. Tüm otellerde tur satışlarıyla ilgilenen elemanlar var. Dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi burda da tur işinden bir çok insan para kazanıyor.
Yallah şoför yallah

Hurghada’da yapılması gerekenlerin başında çöl safarisi geliyor. Biz bu turu kişi başı 20 dolara satın aldık. 6-12 yaş arası çocuklar 10 dolar. 6 yaşından küçükler ücretsiz. Oteldeki elemanın verdiği fiyat kişi başı 30 euro idi. Yaklaşık 8 saatlik programda arazi araçlarıyla otelden alındıktan sonra başka acentelerden bu turu alanlarla bir benzinlikte buluşturulduk. Ardından Hurghada’nın 40 kilometre dışında çöle girdik ve burada bir Bedevi köyünü ziyaret ettik. Köyün sanki gelen turistler için yapay olarak oluşturulmuş gibi bir havası vardı. Rehber Bedeviler hakkında bigi verdi. Bedeviler modern hayattan çok uzakta bir yaşam sürüyorlarmış. Çocuklar burada anne babalarından kuran öğreniyormuş. Hastalık gibi acil bir durumda Hurghada’ya geliyorlarmış. Maddi kazançları gelen turistlere satılanlardan sağlanıyormuş. Köyün bir reisi varmış ve o, toplanan paraları eşit bir biçimde köylülere paylaştırıyormuş. Buraya en son yağmur 2 yıl önce yağmış. Su ihtiyacı taşıma ile sağlanıyormuş. Tüm bu yoklukların yanında köye betonarme bir caminin yapılmış olması dikkatimi çekti.



 Bedevilere yardım amaçlı ıvır zıvır satış reyonunu ziyaret ettikten sonra kısa bir deve turu yaptık. Neyse ki burada deve turu fiyata dahil. Yeniden arazi araçlarına bindirilip bu kez 45 dakika ATV süreceğimiz alana geldik. Turun en zevkli kısmı buydu ama tabi biz çocuklarla bindiğimiz için fazla hız yapamadık. ATV’lerden sonra sıra spider denilen arazi aracındaydı. Bu aracı da 25 dakika sürme imkanı bulduk. Hem biz hem çocuklar için güzel bir etkinlik oldu. Çölde yaşayan yılan,kertenkele gibi birkaç sürüngeni cam kafeslere koyup mini hayvanat bahçesi oluşturmuşlar. Bu da programdaki bir diğer etkinlik. Akşam yemeğini açık havada yerken oryantal gösterisi başladı. Akdeniz’de ki otellerde olduğu gibi dansöz önce kendisi oynuyor, sonra turistlerin arasından bir kaçını seçip oynatıyor.
Nil nehri
Hurghada’da satılan turların hemen hemen hepsi tam gün. Yani tura katıldığınız zaman her şey dahil konseptli otelinizdeki bir çok imkandan faydalanamıyorsunuz. Lakin Kızıldeniz’in rengarenk sualtı dünyasını da görmek istiyorduk. Dalış turları uzun süreli olduğundan daha kısa süreli gemi turlarından satın alarak bu isteğimizi gerçekleştirdik. Dışarıdan normal görünümlü teknelerin suyun altında kalan kısımları denizaltı gibi yapılmış. Tekne açıldıktan sonra sığ sularda  harika mercan resifleri ve rengarenk balıklar izleniyor. Tabi bunun da bir hilesi var. Tekne açıldıktan sonra mürettebattan bir kişi elinde yemlerle suya dalıyor ve bütün balıkları teknenin etrafına çekiyor. Teknedeki tüm turistler de sevinç çığlıkları atıyor. Alan memnun satan memnun. 45 dakikalık bu görsel şölenin ardından isteyenler şnorkel ile yüzerek balıkları bir kez daha görebiliyorlar. Can yeleği, şnorkel ve gözlük teknede ücretsiz dağıtılıyor. Bu sırada dalış yapmayanlar için ise bangır bangır Mısır ezgileri eşliğinde oynama seansları düzenleniyor. Maksat gelen herkes eğlensin. Bu turun ücreti 12 dolar. Her zamaki gibi otelinizden alınıp otelinize bırakılıyorsunuz.








Bir de Hurghada’ya gelen herkesin “bir daha mı geleceğiz Mısır’a” diyerek katıldığı Kahire turu var. Açıkçası Alanya, Bodrum gibi tatil yörelerinde Kapadokya turlarının satıldığını gördüğümde “hangi denyo Alanya’ya gelmişken Kapadokya’ya gider” diye düşünmüşlüğüm vardı. İşte aynı denyoluğu Hurghada’da bu sefer biz de yaptık ve günübirlik Kahire turuna katıldık. Hurghada Kahire arası tam 485 kilometre. Turlar sizi otelinizden gece 02:00 de alıyor ve ertesi gece 23:00 de geri otelinize bırakıyor. Gerçekten çok stresli ve yorucu bir tur. Hem uzun yolla hem de gelen turisti yolunacak kaz olarak gören aç gözlü bir çok insanla uğraşmak zorunda kalıyorsunuz.
Otobüsümüz Hurghada içerisinde başka otellerden turu satın alan tamamı avrupalı turistleri toplamış, bize de en arka koltuklar kalmıştı. Üzülmek bir yana aksine sevindik çünkü bu sayede çocuklar arkada uzunlamasına yattılar. Bizler de tekli oturduk. 
Kahire sokakları
Otobüs yol boyunca iki kez mola veriyor. Her seferinde 10 dakika diyorlar ama 30 dakika bekliyoruz. Güneş doğduğunda hala Süveyş boğazı kıyısında ilerliyorduk. Sabah 8 dolaylarında Kahire’ye ulaştık. Şehrin girişinden itibaren tozlu caddeler dikkatimi çekti. Yol kenarlarında yer yer çöpler ve moloz yığınları var. Merkeze doğru ilerledikçe binalar ve caddeler nispeten daha hoş bir vaziyet alsa da şehirde yaya ve araç trafiğinde bir düzensizlik hakim. İlk ziyaret yeri olan Kahire Müzesi’nin önünde durduk. Burada otobüsümüzdeki Ruslar için Rusça bilen, Polonyalılar için lehçe bilen, Almanlar için Almanca bilen rehberler geldi. Biz mecburen İngilizce gurubuna katıldık.
Kahire müzesi içerik açısından dünyanın en önemli müzeleri arasında yer alıyor. Lahitlerden heykellere, papirüslerden kaşıklara buradaki her şey orijinalmiş ve 4000 yıllıkmış. Tabi bu noktada insan düşünmeden edemiyor: 4000 yıl önce bilmem kaç tonluk koskoca bir granit nasıl olurda milimetrik ölçülerde kesilip lahit mezar yapılır? Üzerlerine nasıl milimetre bile kaymadan dümdüz resimler çizilir,yazılar yazılır? En önemlisi, çölün ortasında granit nerden bulunur?   
Sözde iki saatlik süre içerisinde müzede görülmesi gereken en önemli yerleri görebilecektik ama hızlandırılmış tur bana yeterli gelmedi. Zaten rehberin tek derdi komisyon. Sürekli bir yerlere götürüp millete birşeyler aldırtma derdinde.
Kahire müzesi dışarıdan görünüm


Kahire müzesi içi


Baba, mumya nediy?


Müzede tutankamonun lahiti haricinde her yerde fotoğraf çekmek serbest. Ama eski model fotoğraf makineleri ile veya profesyonel kameralar ile girmek isterseniz ekstra bir para ödemeniz gerekiyor. Müzenin giriş ücreti 120 Mısır poundu ve bu ücret tur ücretine dahil. Çocuklar yarı fiyat. Bahçede ücretsiz bir tuvalet var ancak temizlikçiler burada herkesten para dileniyor.
Müzeden sonra tekneyle Nil Nehri gezisine katıldık. Nil nehri fazlasıyla bulanık ve havada pusluydu. Motorun gürültüsüne, kasette bangır bangır çalan Mısır göbek havaları da eklendiği için, rehber Nil nehri kıyısındaki eski binaların ne olduklarını anlatırken pek anlayamadım. Gördüğüm kadarıyla Nil kıyısında tanınmış bütün uluslararası zincir oteller vardı. 45 dakikalık tekne turunun ücreti kişi başı 10 dolar.
Tekne turu dönüşü tekrar otobüse binip öğle yemeği için Giza’ya doğru yola çıktık. Nil nehrinin üzerindeki Abbas köprüsünü geçtikten sonra çevredeki binalar bir anda değişiyor. Rehber Giza’nın fakirliğinden halkının zor şartlar altında yaşadığından bahsetti. Gerçektende yol boyunca hiçbir binanın dış sıvası yoktu ve sokaklar çok virane görünüyordu. Yollar deve kakalarıyla dolu, arabalar, motorlar ve yayalar herhangi bir düzen olmaksızın ilerlemeye çalışıyor. Yemek için getirildiğimiz lokanta da pek farklı değildi. Alelacele kaçıncı kez ısıtıldığı belli olmayan yemeklerden alıp kalktık. Piramitlere gideceğimizi sanarken bu kez sıradaki durak papirüs dükkanıydı. Zaten rehber yol boyu “aman yanınıza gelen satıcılardan papirüs almayın, ben sizi hakiki papirüs dükkanına götüreceğim” diyerek asıl niyetini belli etmişti. Biz otobüsten inmedik ama hemen herkes dükkana girdi.
Piramitlere ulaşmak için ucsuz bucaksız çölün ortasında kilometrelerce gideceğimi hayal ediyordum ama karşılaştığım gerçek çok farklıydı. Dünyanın yedi harikasından biri olan piramitler Giza şehrinin neredeyse içinde kalmış. Koca çölde yer yokmuş gibi her yere bina dikilmiş. Şehrin içinde binaların arasından piramitler görünüyor.

Nihayet Giza piramitlerine ulaştığımızda saat öğleden sonra 3 sıralarıydı. Bu saatte bile bilet gişesinin önünde uzun bir kuyruk var. Piramitlerin giriş ücreti 120 Mısır poundu ve bu ücret tur ücretine dahil. Çocuklar yarı fiyat.


 Rehber güvenlikten geçtikten sonra yeniden otobüse bineceğimizi söyledi. Mesafe uzun olmamasına rağmen otobüslerle 100 metre kadar yukarı çıktık ve arap şeyhi gibi bir adamın önünde durduk. Rehber adamın bize bilgi vereceğini söyledi. Tabiki bu da dümenden. Sanarsınız ki adam piramitlerin tarihini anlatacak. Panoramik fotoğraf çekilmek için develere binip uzaklara gitmemiz gerekiyormuş. Ücret kişi başı 10 euro.
Turist tuzakları dünyanın her yerinde var tabi ama burada öyle böyle değil. Çok açık ve net bir şekilde turist eşittir yolunacak kaz. Piramitlerin girişine "deve ile yarim saat gezi 100 mısır poundu" (5 euro) diye yazı aşmış Mısır hükümeti. Iceride aç gözlü deve sahiplerinin çektiği fiyat en az 10 euro ama genellikle turun sonunda saçma sapan ekstralar ekleyerek metazori ile sizden daha fazla paralar koparabiliyorlar. Yapiskan satıcılar her adimda yaninizda ve size yaklaştıklarında "no,thanks" demek onları uzaklaştırmaya yetmiyor. Hediyem olsun diyerek bir şeyleri elinize tutusturuyorlar,sonrasi malum. Tavsiyem piramitlere gidecekseniz ya sinirlerinizi aldırıp gidin yada yanınızda güvenilir bir mısırlı olsun.
Üç büyük piramit Keops, Kefren ve Mikerinos. Bunlar baba, oğul ve torun için inşaa edilmiş. Bir de dünyanın en büyük taştan yapılma heykeli büyük sfenski gördük ve rehber yeniden bağırdı “yallah Ali yallah”. En arkada ben kalmışım ve eşimin dediğine göre bana bakarak la havle çekmiş. Aslında bana garezinin nedeni deve için indirim yaptırmasına rağmen rest çekip binmememiz. Sırada Giza’nın en eski ailesinin evinin ziyareti varmış. Tabi bu da yalan. Burası da bir parfüm dükkanı. Neyseki burda içtiğimiz acı kahveler yanımıza kar kaldı.
Verimli kullanılsa hem Kahire müzesine hem de piramitlere birer saat daha ayırabileceğimiz tur, rehberin aç gözlülüğü yüzünden böyle hızlandırılmış bir biçimde geçti. Kahire turları Cuma hariç her gün yapılıyor ve ücreti kişi başı 40 dolar. 6-12 yaş arası çocuklara yarı fiyat.
Hurghada’nın içerisinde gezilecek az sayıda yer var. Shereton caddesinden geçen minibüsler 1,5 Mısır poundu karşılığında merkeze (El Dahr) gidiyor. Burada yerel halkın alışveriş yaptığı yerler ve sebze meyve pazarı gezilebilir. Ortadoks kilisesi de yine merkezde bulunuyor. 
Giza'da binaların arasında piramitler görünüyor.


Shereton caddesine yürüme mesafesinde Hurghada’nın en büyük camisi El Mina var. Modern mimariyle yapılmış güzel bir cami. Caminin yanındaki sokaktan denize doğru devam ederek balıkçılar pazarına ulaşabilir. Burada çok sayıda balık lokantası da bulunuyor. Yolun devamında yer alan Hurghada marinanın çevresindeki kafeler de vakit geçirmek için uygun.

Bizim Kahire’nin yorgunluğundan sonra katılmaktan vazgeçtiğimiz Luxor turu ve tam günlük Giftun adası turu da yine Hurghada’ya gelmişken alınabilir.
Pegasus uçuşu sabaha karşı saat 3 de. Otelimizden havaalanına gelişte yaptığımız gibi yine özel transfer ile sorunsuz bir biçimde geçtik. Maalesef aynı şeyi uçuşa kadar geçen süre için söyleyemeyeceğim. Hurghada havaalanı personeli yolcuları germek konusunda çok başarılı. Gidiş katında terminalin girişinde 2 görevli tek tek uçak biletlerini kontrol edip içeriye alıyor. Bu nedenle biletinizin çıktısı mutlaka yanınızda olsun. Havaalanı girişinde x-ray de çalışanlar işi abartmışlar. Cihaz ötmediği halde ayakkabı, kemer çıkartırıyorlar. Online check in mümkün olmadığından sıraya girdik. Burada da sıra çok ağır işliyor. Yan taraftaki bir yabancı fazla çıkan bagajı için verdiği 50 euro, dakikalarca bozulamayınca isyan etti. Pasaport kontrolü belki de en sorunsuz geçtiğimiz yerdi ama bu bölüme girmeden önce de bir kez daha biniş kartlarını tek tek göstermek için bekledik. Pasaportlar damgalanıp çıkış yaptıktan sonra bir kez daha x-ray den geçtik. Burası giriş bölümünden de beterdi. 10 ml lik diş macunu ve şampuana kadar aldılar. Tam “hele şükür bitti” dedik. Bir başka görevli durdurup tek tek pasaportlardaki samgaları kontrol etti. Bunu da atlatıp uzağa park eden uçağımıza binmek için otobüslere geçtik. Bir baktık uçağın yanında bütün bagajlar yerde duruyor. Herkes bagajının yanına gidip “ bu benim” dedi ve ondan sonra bagajlar uçağa yüklendi. Koltuğumuza oturduğumuzda derin bir “oh” çektik.
Özetle haticeye değil neticeye bakacaksınız kışın ortasında baharı yaşamak için Hurghada iyi bir seçim. 

4 yorum:

  1. Merhaba, Mısır ile olan malum siyasi gerginlik sebebi ile özellikle Kahire'de herhangi bir ters durumla karşılaştınız mı ? Bir de biz yıllardır aslında önce Kahire sonra Hurghada yapmayı isteyen bir aileyiz. 3 yaşında küçük bir çocukla Kahire'yi tavsiye eder misiniz ?

    Eren Evren
    Gezelim Görelim Bilelim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, Hayır hiçbir ters durumla karşılaşmadık. Tura bağlı olduğumuz için o kısa sürede insanlarla iletişimimiz de çok kısıtlı oldu. Bağımsız olarak Kahire'ye gitseydik nasıl olurdu bilmiyorum ama Türkler hakkında genel kanı olumlu. Önce Kahire sonra Hurghada çok daha iyi olur. Hurghada'dan git gel turla yorucu oluyor. Bizim oğlumuz da 3 yaşında. Tavsiyem bebek arabası taşımayın. Özellikle piramitlerde kullanmak imkansız.

      Sil
  2. Mısır da ki olaylardan dolayı ne zamandır erteliyoruz,
    güvenlik nasıl diyeceğim ama siz çocuklarla bile gitmişsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, güvenlikle ilgili bir sorun yok.

      Sil