Yine birkaç ay öncesinden yapılmış bir plan ve ucuza alınmış
uçak biletleri sayesinde nisan ayının son hafta sonunu İsveç’in başkenti
Stockholm’de geçirdim. Cuma sabahı gidip, pazarı pazartesiye bağlayan gece
dönünce nerdeyse 3 tam günüm oldu. Hava da şansıma çok iyiydi. Hele döneceğim gün
güneş tepedeyken sıcaklık Türkiye’yi aratmadı.
Türkiye’ye kıyasla pahalı bir yer. Ancak burada yaşayanların
hayat standartları düşünüldüğünde aslında onlar için pahalı değil. Örneğin ufak
bir şişe su 6 tl civarı. Bu arada musluk suyu her yerden içilebiliyor ve
lokantalarda bardakta ücretsiz veriliyor. İnternet tüm lokantalarda, kafelerde, müzelerde
ücretsiz.
Stockholm adalar üzerine kurulmuş bir şehir. Kısa bir
yürüyüşte bile bir taraftan karşınıza deniz çıkabiliyor. Manzara gece ve gündüz
çok güzel. Lakin denizden esen rüzgar da güzel.
İsveç'in para birimi kron. Kredi kartı kullanımı o kadar kanıksanmış ki Stockholm'de geçirdiğimiz 3 gün boyunca bir kez bile nakit kullanmadık. Her yerde kart geçiyor.
Kaldığımız otel yorumlara göre şehrin dışındaydı. Ama İstanbul gibi bir şehirden gelen bizler için merkezin merkeziydi. 10 dakika yürüme + 7 dakika tren yolculuğu ile T-centrale ulaştık. Stockholm'de merkezden ne kadar uzaklaşılırsa fiyatlar o kadar düşüyor.
Stockholm’de
ulaşım: 45 kilometre uzaklıktaki
Arlanda havaalanından şehir merkezine gelme ve şehir merkezinden havaalanına
gitme konusunda bir kaç alternatif var ama ben yerel halkın kullandığı yöntemi
tercih ettim ve çok da memnun kaldım. Benim gibi birkaç günlüğüne tatile
gelmişseniz ve ulaşıma fazla para harcamak istemiyorsanız bu yöntem harika.
İniş katında information’a gidip 72 saatlik toplu taşıma kartı aldım. (230
İsveç kronu; 80 Türk lirası) Terminalden çıkar çıkmaz sol tarafta otobüsler
var. 583 numaralı otobüs Marsta istasyonuna götürüyor. Buradan da trene binip
Stockholm merkeze ulaşmak yarım saat kadar sürüyor. Stockholm'ün harika bir
ulaşım ağı var. Metro,otobüs,tren,tramvay,tekneler hepsi birbirine gayet iyi
bir biçimde bağlı ve kart bütün ulaşım araçlarında geçerli. Kapladığı alan da
geniş olduğu için şehir yürüyerek gezmek için uygun değil. Bahsettiğim 72
saatlik kartı Stockholm’de kaldığım sürece sürekli kullandım ve ödediğim parayı
fazlasıyla çıkarttım. Tek seferlik metro biletinin 35 kron, havaalanından
merkeze gelen havaalanı otobüsünün tek yön 120 kron, trenin 200 kron olduğu
düşünüldüğünde, özgürce gezebilmek için bu kartın ne kadar zaruri olduğu daha
iyi anlaşılabilir.
Bu arada Stockholm’de metro istasyonları sanatçılar
tarafından özgürce tasarlanmış. Bazıları çok dikkat çekiciydi. Bir kaçına ait
fotoğraflar aşağıda.
 |
Stockholm metro istasyonları sanat galerisi gibi
|
Stockholm’de
gezdiğim yerler: Yukarıda da bahsettiğim üzere şehir oldukça büyük. Ben
şehri birkaç bölgeye ayırarak gezdim.
Gamla Stan:
Stockholm’un eski şehir bölgesi dar sokakları ve tarihi yapılarıyla görülmesi
gereken en önemli turistik yer. Bir zamanlar Stockholm bu küçük adadan
ibaretmiş. Adanın kuzey bölümünde bulunan Kraliyet Sarayını dışardan gördük. Bu
sırada bir hareketlenme oldu. Ana yol kapatıldı ve saraydan atlı muhafızlar
çıktı. Ardından da İsveç kralı ve kraliçesi halkı selamlayarak geçip gittiler.
Yolu kapatan polisler dışında büyük bir güvenlik önleminin alınmaması dikkatimi
çekti.
 |
| Gamla stan'da dar sokaklar |
 |
| İsveç kralı ve kraliçesi şahsımı selamlarkene :) |
Norrhalm: Gamla Stan’dan Riksgatan köprüsü ile Norrhalm
bölgesine geçtik.Kıyıda opera binası dikkat çekici. Dış adalara giden
teknelerin kalkış yeri de opera binasının karşısı. Drottninggatan isimli
trafiğe kapalı caddede ve bu caddeyi kesen sokaklarda dolaştık. Burada daha çok
dükkanlar ve büyük alışveriş merkezler var. Kungsgatan üzerindeki kebab house’da
35 krona döner yedik. Merkez tren istasyonu T-Centralen de bu bölgede
bulunuyor. Stockholm’un merkezi burası.
Skeppsholmen:
Gamla Stan ile Djurgarden arasında kalan küçük,yeşil,sakin,sessiz ada.
 |
| Skeppsholmen'e geçiş |
 |
| Skeppsholmen'den Djurgarden manzarası |
Djurgarden:
Stockholm halkının akın akın gittiği güzel yeşil bir ada. Adanın girişinde Vasa
müzesini ziyaret ettik. 1628 yılında çıktığı ilk seferinde batan savaş gemisi
Vasa, tam 333 yıl sonra 1961’de bulunmuş ve battığı yerden çıkartılarak bugünkü
Vasa müzesine getirilmiş. Müzenin tüm katlarında başarılı canlandırmalar var. Vasa’nın
karşı tarafında Nordiska müzesi, daha ileride biyoloji müzesi var. Biz bu
müzelere gitmedik. Biyoloji müzesini biraz geçince ise Skansen adındaki açık
hava parkı var. İsveç kültürünü ve yaşantısını geçmişten günümüze görmek için
ideal. Özellikle çocuklu aileler burayı çok ziyaret ediyordu. Karşımıza çıkan
ilk duraktan otobüse binerek Djurgarden’ın son durağına gittik ve biraz
dolaştıktan sonra yine otobüsle merkeze döndük. Türkiye büyükelçiliği ’de yine
bu adadaydı.
 |
| Vasa gemisi çok ihtişamlı |
Ladugardsgardet:
Kaknastomet adında eski model bir kulenin yer aldığı yeşil büyük bir ada. Kule şehir
manzarasını izlemek için kullanılıyor. Teknik müze ve etnografya müzesi de bu
adada. Etraf yemyeşil. Kuş seslerini duyarak yürüdük. Şehrin içinde bir orman
gibi.


Östermalm: Çoğunlukla
büyük apartmanların,geniş caddelerin yer aldığı bir semt. Burada ilgimizi çeken
iki müzeye gittik. Bunlardan ilki ordu müzesiydi. Askeri amaçlı kullanılan her
şey sergileniyor. Burada savaş temalı sergiyi ve suç ve ceza bölümünü çok
beğendim. Müzede canlandırmalar balmumu heykeller yardımıyla yapılmış. Ayrıca
yaşayarak öğrenmeye çok önem veriyorlar. Bir çok sergide “deneyin” yazısı göze
çarpıyor. Ortaçağda kullanılan tahta at isimli tahtadan bir ceza aletinin
yanında “deneyin” yazısını görünce ben de deneme gafletinde bulundum. Görünüşte
sadece üçgen şeklinde bir oturak ama bir zaman sonra dayanılmaz bir hal alıyor.
Eskiden insanları bu atın üzerine oturtup uzun süre orada tutarlarmış. İyi ki
ortaçağda yaşamamışız.
 |
| Deneyin ! |
 |
| Savaş müzesi |
Savaş müzesinin birkaç sokak ilerisinde Tarih müzesi var.
İsveç’in geçmişten günümüze tarihi anlatılmış. Yine görsellerle, canlandırmalarla..
1 şubat 2016’dan itibaren İsveç’te tüm devlet müzeleri
ücretsiz. Bizim ilgimizi çeken ordu ve tarih müzeleri dışındakilere gitmedik.
Vasa müzesi ise devlete ait değil ve giriş 130 kron. Ancak ücretli olmasına
rağmen en kalabalığı da Vasa’ydı.
Kungsholmen:
Gamla Stan’dan Centralbron köprüsü üzerinden karşıya geçerken karşı tarafta
dikkat çeken kırmızı tonlardaki yapı Stadshuset.(city hall) 1900 lerin başında
yapılan bu bina Stockholm'ün simgesi haline gelmiş.
Södermalm:
Metrodan Slussen istasyonunda inip bu bölgeyi dolaştık. Götgatan isimli ana
cadde çok hareketliydi. Özellikle gençler bu caddede. Medborgar platsen’de bir
topluluğun ritm performansını izledik. Stockholm’de burada bahsetmediğim bir
çok kilise gördük ama bir tanesini söylemeden geçemeyeceğim. Skanegatan
üzerinde bulunan Sofia Kyrka’nın önünde çimlere yayılıp günün yorgunluğunu
attık.
 |
| Sofia Kyrka |
Vaxholm:
Stockholm'ün güzel yanının ulaşım ağı olduğundan bahsetmiştim. Toplu taşıma
kartı sayesinde şehrin 40 km dışındaki yerlere bile ulaşmak mümkün. Tek yapılması gereken tüm toplu ulaşım araçlarının nereden geçtiğini ve nereye gittiğini belirten ulaşım haritasını edinmek. Son
günümüzde birkaç saatliğine şehir dışına gidelim dedik. Yorumlarda bahsedilen
Waxholm’e gitmek için önce metro ardından otobüs ile 1 saatten fazla süren bir
yolculuk yaptık. Fazla ahım şahım bir yer değil ancak denizin dinginliği güzel
havayla birleşince ben çok keyif aldım. Yol arkadaşım Mustafa’nın da yüzünde
gülücükler eksik olmuyordu. Özetle, Waxholm’de ana caddede turladıktan sonra
sahildeki ufak evlerin arasından geçerek kıyılarda dolaştık. Tabyaların olduğu
bir tepeye çıkıp karşı taraftaki Edholma adasını izledik. Kıyıda güzel bir kır
lokantasında bir şeyler atıştırdık. Yanımızdaki yiyecek kalıntılarıyla
martıları besledik. Karşıda bir kale ve müze var. Buraya yarım saat aralıkla
tekne gidiyor ama biz gitmedik.
 |
| Waxholm sokakları |
 |
| Waxholm sahili |
 |
| Karşıdaki kaleye geçiş yarım saatte bir çalışan gemilerle yapılıyor. |
Detaylar;
gidiş geliş uçak bileti: 187 lira (pegasus)
3 günlük toplu taşıma kartı: 80 lira
2 gece otel (best western) 203 lira (kişi başı)
yarım ekmek döner: 13 -15 lira
tabakta döner: 20-25 lira
ortalama 1 tabak yemek: 25-30 lira
ufak şişe su: 6 lira
bira (markette): 5-6 lira
bira ( kafede): 12 lira
Vasa müzesi girişi: 41 lira
toplam harcamam: 585 lira