9 Ekim 2016 Pazar

KARADAĞ / Ulcinj, Budva, Kotor

“Gezmek yaşamaktır”. Andersen’in bu sözünü çok severim. Fırsat bulduğum her an yeni yerler görmek üzere yola çıkmak beni yeniliyor ve motive ediyor. Bu yaz yaşanılanlar nedeniyle iptal olan planlarım, yaz tatilinin bitmesine yakın, izinlerin yeniden açılmasıyla birlikte yeniden önüme geldi. 9 günlük kurban bayramı tatili için arayış içerisine girdim ama süre azalmıştı ve 9 gün uzaklar için yeterli değildi. Üstelik bilet fiyatları da bayram tatili nedeniyle el yakıyordu. Şansımı yakınlarda denemeye karar verip balkanların incisi Karadağ’a doğru yola düştüm.
Karadağ eski Yugoslavya’dan ayrıldıktan sonra 2006 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, Avrupa’nın genç cumhuriyetlerinden birisi. Kuzey komşusu Hırvatistan gibi sahip olduğu bakir kıyıları ve tarihi kentleri sayesinde turizmden büyük bir gelir elde ediyor. Karadağ’ın başkenti Podgorica ve para birimi euro.
Ülkeye Arnavutluk üzerinden girdim. Arnavutluk’un İşkodra (Shkoder) şehrinden, Karadağ’ın Ülgün (Ulcinj) şehrine günde 3 kere otobüs var ve yolculuk sınır geçişi dahil 1 saat 15 dakika sürüyor. Aslında mesafe sadece 45 kilometre ancak yol her iki ülkede de dar.Bilet: 5 euro. Minibüste pasaportlar muavin tarafından toplanıp bilgiler bir kağıda yazılıyor. Sınırda 15 dakika kadar araç içinde bekleniyor. Bu sırada pasaportlara giriş damgası basılıyor.
Arnavutluk-Karadağ sınırı
Ulcinj’de otobüs garajı yakınlarında ufak bir hostelde gecelik 8 euro ya kaldım. Şehir merkezine gitmek için otobüs terminalinin olduğu caddenin bitiminden sağa dönüp ilerledim. Bu yol aynı zamanda denize doğru da gidiyor. Sağlı sollu görmeye başladığım camiler Osmanlı’nın bu topraklardaki varlığının bir göstergesi. Aynı zamanda Ulcinj şehri günümüzde Karadağ’da müslümanların en fazla yaşadığı yer. Yapılış tarihleri 17-18.yüzyıl olan 5 tane camiyi, bir hamamı ve 1 türbeyi gördükten sonra sahile doğru yürüdüm. Sokaklarda camiler dışında başka önem taşıyan bir yapı yoktu. Küçük ve şirin bir şehir olduğu her halinden belli. Denize yaklaştıkça yapılar biraz daha modernleşip, dükkanlar bar ve restoranlara dönüştü. Denize paralel bir yürüyüş alanı ve plaj dikkatimi çekti. Yolun denizle birleştiği yerde plajın hemen arkasında bir cami daha var. İsmi denizciler camiymiş. 1930’larda yıkıldıktan sonra yakın bir zamanda tamamen yeniden inşa edilmiş. Caminin müezzininden izin alarak minareye çıktım. Buradan manzara çok güzeldi.
Bu menü 4 euro
Ulcinj'de Osmanlı'dan kalma türbe.



Ulcinj sokakları


Osmanlı eseri cami ve hamam yanyana.

Denizciler cami yeniden yapılmış.


Denizciler camii minaresinden manzara
Ulcinj’den Arnavutluk yönüne doğru giderken güzel plajlar var. Ertesi gün bunlardan en ünlüsü olan Velika Plaja’ya uğradım. Buraya gitmek için Stoj dolmuşlarına biniliyor. Daha ileride bir de Bojana adası var ki buraya gitmek farklı bir deneyim olabilir zira adanın en önemli özelliği nudist plajı. Stoj dolmuşları Ada bojana’ya kadar gidiyor ancak mesafe uzadığı için fiyat da artıyor. Giriş için ayrıca 2 euro ödeniyor. Adayı oluşturan Buna nehri iki kola ayrılıyor ve diğer kol Arnavutluk ile sınırı oluşturuyor. Adanın girişinde Buna nehrinin üzerinde bulunan köprünün her iki yanında balık lokantaları vardı.Okuduğum kadarıyla fiyatlar yüksekti. Aracıyla gelen birkaç kişi dışında herhangi bir minibüs falan görmediğimden Ulcinj’e dönüşü otostopla yaptım.
Buna nehri kıyısında balık lokantaları
Buna nehri üzerindeki köprü Ada Bojana'ya bağlıyor.
Ulcinj’den Budva’ya devam ettim. Bu arada Karadağ’lılar bu şehre ultsini diyorlar. Yol birkaç saat sürdü ve bilet 7 euro. Kıyı boyunca denize girilecek bir çok yer var. Bunlardan en önemlisi Bar şehri ama burda durmayı hiç düşünmedim. Geçerken gördüğüm kadarıyla Bar büyük, düzenli bir sayfiye şehriydi.

Budva’ya inince ilk işim terminalden kablosuz internete bağlanmak oldu. Karadağ’da bütün otobüs terminallerinde ücretsiz wifi hizmeti mevcut. Baktığım birkaç hostelden terminale en yakın olanına doğru yola çıktım. İlk vardığım yer bir pansiyondu. Resepsiyonda kimseyi göremeyince yakınlardaki bir diğer hostele baktım. Burası kalabalıktı. Dorm odalarında yer yokmuş. Sadece tek kişilik oda müsaitmiş. Fiyatını sordum, resepsiyondaki kadın 15 euro dedi. Pazarlıkla 10 euro’ya indirmeyi başardım.
Budva'da plaj.


Budva kalesinden Adriyatik'te gün batımı




Hostele yerleştikten sonra şehri keşfe çıktım. Deniz kıyısını takip ederek eski kente ulaştım. Budva’nın eski kenti çok iyi korunmuş. Kalenin manzarası harikaydı. Tarihi yapılar, kiliseler, eski evler, katedraller keyif verdi. Şehrin dar sokaklarında dolaşırken bir anda deniz karşınıza çıkıyor. İnsanlar tarihi kalelerin önünde denize giriyorlar.Sahil yapılaşmaya kurban edilmemiş ve kirletilmemiş. Tek hoşlanmadığım şey eski kentdeki kalenin etrafında en güzel deniz manzaralı yerlerin lüks restorantlara dönüştürülmüş olmasaydı. Sahil boyunca bir çok plaj var. Bu plajlar eski kenti geçince de devam ediyor. Plajları kullanmak ücretsiz ancak şezlong ve şemsiye ücretli. Hepsinin ismi ve fiyat tarifesi farklı. Ayrıca sahilden tekne turlarıyla Sveti Nikola adasına yüzmek için gidilebiliyor.
Geceleri sahil boyunca insanların piyasa yaptığı bir cadde var. İsmi slovenska. Restoranlar, barlar, tur şirketleri, turistik eşya satıcıları gibi bir tatil yerinde olabilecek herşey bu caddedeydi. En son yaşanılan krizden sonra Türkiye’ye gelemeyen Ruslar’da Budva’yı adeta işgal etmişlerdi. Turistik yerlerde dil yozlaşması Türkiye’de alışkın olduğumuz bir şeydir ama bu şehirde de Rus turiste o kadar alışılmış ki her yerde tabelalar Rusça’ydı.Tüm satıcılar ana dili gibi Rusça konuşuyordu.


Budva geceleri
Budva’ya yakın bir mesafede ünlülerin adası olarak ünlenmiş Sveti Stefan adında bir ada var. Kıyıya çok yakın olduğundan bana Mersin’deki Kızkalesini hatırlatmıştı. Ertesi günümü buraya gitmek için ayırdım. Terminalden ortalama yarım saatte bir kalkan otobüslerden biriyle kısa bir sürede adanın bulunduğu mevkiye ulaştım. Buradan Sveti Stefan’a doğru merdivenlerden inilebiliyor. Otobüse gidişte 3 euro, dönüşte 2 euro ödedim.Burası yakın bir zamana kadar sıradan bir balıkçı köyüymüş. Sonra bir otel zinciri köyün tamamını satın almış ve otel haline çevirmiş. Şu anda otel müşterisi olmayanlar yada adadaki lüks restoranlardan birinde rezervasyonu olmayanlar adaya giremiyorlar. Adanın karşısındaki plajlardan ada manzarasıyla denize girmek ücretsiz ama şezlong ve şemsiye kiralamak isterseniz adanın lüksünden aşağı kalmayan bir fiyat tarifesiyle karşılaşıyorsunuz. En ön sıra şezlonglar 30 euro dan başlıyor ve arkaya doğru azalarak 5. sırada 15 euro’ya kadar düşüyor.
Budva otobüs terminali


Sveti Stefan adası

Budva’da tatil modunda güzel günler geçirdikten sonra yakındaki bir diğer şehir Kotor’a geçtim. Kotor Budva’ya kıyasla çok daha küçük ama bir o kadar da şirin bir şehir. Kotor’u bir uçtan diğer uca adeta kollarının arasına almış korur gibi çevreleyen dağlar, denizin mavisiyle birleşince seyrine doyulmayacak bir manzara çıkarmış ortaya. Eski kent işte o dağların eteğine kurulmuş ama aynı zamanda burada yaşayan insanlar düşmanlarına karşı eski kentin dağlık kısmını da surlarla örmüşler. Zaten coğrafi olarak kendiliğinden korunaklı olan bir kenti bir de insan eliyle bu kadar savunmak başlangıçta bana şaşırtıcı gelse de şehrin doğal güzelliğini gördükten sonra burada yaşayan insanlara hak vermedim de değil..İlk görüşte hoşuma gitti bu şehir. Eski kentin sokaklarında dolaştım, kaleye çıkıp eşsiz manzarayı izledim.Deniz kıyısında uzun yürüyüşler yaptım. Akşamları gün batarken, günübirlik gelen transatlantiklerin Kotor’a veda edişini izledim. Adeta ruhumu dinlendirdim. Budva mı kotor mu deseler ben Kotor derim.
Kaleden Kotor manzarası

Budva eski kentte katedral

Budva eski kent

Budva eski kentin giriş kapılarından biri
Bir gün Kotor’dan Perast isimli köye gittim. Buraya gitme nedenim tıpkı Sveti Stefan gibi denizin ortasında yer alan iki ayrı adaydı. İsimleri Sveti Dordje ve Gospa od Skrpjela. Bu adalar Sveti Stefan’a göre daha açıkta. Sveti Dordje’nin üzerinde bir manastır var. Otobüsten indiğim yerden deniz kıyısı boyunca yürüyerek bölgeye ulaştım. Ancak adaya gitmek için bir tekne hizmeti bulamadığımdan karşıdan fotoğraflarını çekmekle yetindim.
Sveti George adası



Bu seyahatim sadece Karadağ ile sınırlı değildi. Başka ülkelere de uğradım. Onlarda yakında bloğumda olacak. Takipte kalın.

3 yorum:

  1. Benim de ziyaret ettiğim bir yer.Oldukça beğenmiştim.Ayrıca Budva'dan Petrovac a yaptığım tekne gezisinin tadı damağımda kaldı.Petrovac sveti stefan dan sonra şirin bir kasaba..Çok güzel anılarla döndüm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, methini duymuştum ama zaman darlığı nedeniyle gidemedim Petrovac'e. Umarım bir daha ki sefer.

      Sil
    2. Tekne gezisi hakkında bilgi verir misiniz? Fiyat vb.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...