20 Mayıs 2018 Pazar

VİETNAM, 3.bölüm: Hanoi

Hue havaalanı oldukça küçük ve yolcu sayısı da bir o kadar fazla olunca uçuş öncesinde havalanında zaman geçirmekten aldığım tadı burada tam anlamıyla alamadım. Check-in den sonra biniş kapısının önünde kendime boş bir koltuk bulmakta bile zorlandım diyebilirim. Neyseki uçuş zamanında. 
Ho Chi Minh mozolesi
Vietnam’ın düşük bütçeli hava yolu Vietjet ile başkent Hanoi uçuşu 1 saate yakın sürdü. Noi Bai havalimanı Hanoi’nin 35 kilometre dışında. Şehir merkezine ulaşmak için gündüz saatlerinde belediye otobüsleri çalışıyor. Gece ise havayollarının servis otobüsleri olduğunu okumuştum. Biraz sağa sola bakınınca Vietjet’in servisini görmem zor olmadı. Saigon’daki belediye otobüslerine benzeyen minibüsten bozma otobüsümüz dolar dolmaz hareket etti. Ücret: 40000 dong. Şoföre navigasyondan gideceğim hostelin bulunduğu sokağı gösterdim. El kol işaretleriyle yakınına gittiğini sonrasında yürüyebileceğimi anlattı.
Hanoi eski şehir sokaklarında motorsikletler
45 dakikalık yolculuk sonrasında başkent Hanoi’ye ulaştık. Hostele en yakın noktada otobüsten indim ve telefonumun navigasyonuna bakarak kalacağım yere doğru yürümeye başladım. Gecenin bir buçuğunda hiç bilmediğim bir şehrin sokaklarında ne kadar rahat bir biçimde yürüyorum diye düşündüm. Bundan 17 yıl önce, yurtdışına ilk sırtçantalı seyahatime çıktığımda ve henüz birkaç sene öncesine kadar nereye gidersem gideyim ilk işim gittiğim şehrin kağıt haritasını edinmek olurdu. O harita katlanmaktan birkaç gün sonra yırtılır, zaten küçük olan cadde ve sokak isimleri görünmez olurdu. Günümüzde akıllı telefonlar, gidilecek yere mesafe ölçümünü yapıp kaç dakikada varılacağını bile göstererek seyahat etmeyi çok kolaylaştırdı. Bir de şu bataryanın olur olmadık anlarda bitmesi sorununu çözseler.
Ngoc Son tapınağı


Hoan Kiem gölü Hanoi'nin göbeğinde

Resepsiyonda kaydımı tamamlayıp odama çıktım. 6 kişilik odada bana kalan yatak, ranzanın üst katındaydı. Ne kadar sessiz olmaya çalışsam da ışığı açmak ve yatağa çıkmak odadakilerin uykularını bölmeye yetti. Hostelde kalmanın bence tek dezavantajı bu. Gecelik yatak ücreti 3,5 dolar. Kahvaltı dahil.
Hoan Kiem gölü
Kaldığım hostel, Hanoi’nin old town bölgesinde İstanbul’un Mahmutpaşa’sını andıran, herşeyin satıldığı dükkanların bulunduğu çok yoğun nüfusa sahip bir alandaydı. Gece hostelime doğru yürürken kapalı olan tüm dükkanlar ertesi sabah yeniden açılmış ve sokaklarda adeta bir nüfus patlaması yaşanmıştı. Vietnam’da gezdiğim diğer yerler gibi burada da motorsikletler ve bisikletler bazen yayalar için yürümeyi zorlaştıracak kadar çoktu.


Hanoi demiryolu sokağı


Sabah kahvaltıdan sonra resepsiyona nerede para bozdurabileceğimi sordum. Hanoi havalimanında döviz bozdurmayı planlamıştım ama Hanoi’nin iç hatlar terminalinde döviz bürosu yokmuş. Hostele kısa bir mesafede bulunan bankaya ulaştığımda kurun oldukça iyi olduğunu gördüm. Ancak banka çok kalabalıktı. Güvenlik görevlisi, bir ileri bir geri kıvrandığımı görünce beni hemen boştaki bir bayana yönlendirdi ve normalde en az yarım saat sürecek işlemim iki dakikada bitti.
Hoan Kiem gölü çevresinde Vietnamlılar eğleniyor. 


Hanoi Vietnam dilinde suların çevrelediği şehir anlamına geliyormuş. Haritada bakıldığında şehrin batısındaki kızıl nehir dışında Hanoi’nin çevresinde irili ufaklı onlarca göl var. Bu göllerden en meşhuru tam olarak Hanoi’nin içinde kalan Hoan Kiem gölü. Göl, Hanoi halkı için çok önemli. Genci, yaşlısı, gece gündüz elips şeklindeki gölün çevresinde. Gölün ortasındaki adada bulunan Ngoc Son tapınağına girmek için 30000 dong ödedim. Tapınaklar bir noktadan sonra aynı geliyor olsa da manzara ve sakinlik için bu ücreti vermeye değer.
Gölün etrafında yürürken iki adımda bir Hanoi’li gençler selam verip yanaşıyor ve ingilizce pratiği yapmak istiyorlar. Bir,iki,üç baktım gezi programım aksayacak acelem var deyip reddetmeye başladım.
Hanoi eski şehirde yürüyüş caddesi 

Hoan Kiem gölünün iki sokak ilerisinde Vietnamlı kadınlar müzesine uğradım. Müzenin her katında farklı bir tema işlenmiş. Savaş sırasında Vietnamlı kadınlar, günlük hayatta Vietnamlı kadınlar, Vietnam’ın farklı bölgelerinde yaşayan kadınların giyimleri ve gelenekleri gibi sergiler vardı. Giriş ücreti 30000 dong.
Hanoi, Saigon’a göre daha düzenli. Caddeler birbirini dik açıyla kesiyor. Kaldırımlar geniş. Çevre temiz ve düzenli. Tasarım olarak birbirine çok benzeyen devlet daireleri ard arda karşıma çıktı.
Lenin heykeli

Hanoi’nin merkez tren istasyonu bir sonraki durağımdı. Buradan kısa bir yürüyüşle Hanoi’nin meşhur tren sokağına ulaştım. Ne kadar zaman önceydi hatırlamıyorum ama burayı bir belgeselde izlemiştim. Binaların arasında kalan demiryolundan tren geçeceği zaman insanlar evlerinin veya dükkanlarının önündeki herşeyi kaldırıyor,tren geçiyor ve herşey yeniden eski yerine getiriliyor. Hanoi'ye gelince ilk işlerimden bir tanesi kaldığım hostelin resepsiyonuna içinden tren geçen bu sokağın nerede olduğunu sormak oldu. Burası şehrin nispeten varoş bir kesimi olmasına rağmen sorunsuz bir biçimde gezdim ama maalesef sokaktan trenin geçişini goruntüleyemedim çünkü bu sokaktan gecen tren hafta içi günlerde sadece geceleri çalışıyormuş.
Bir diğer görülmesi gereken tapınak edebiyat tapınağı.Neden bu isimle anıldığına gelince; kendisini konfüçyüse adayan bir kral tarafından 1075 yılında yaptırıldıktan sonra asırlar boyunca yetenekli insanları eğitmeyi amaçlayan bir tapınak haline gelmiş. Bir çok bilim insanı burada yetişmiş. Burada yetişen insanlar ülke yönetiminde yer almış. Giriş ücreti: 30000 dong.

Edebiyat tapınağı 

Edebiyat tapınağında kitabeler

Edebiyat tapınağı yakınlarında Lenin Parkını gezdim. Ortasında bulunan Lenin heykeli dışında bir özelliği olmayan sıradan bir parktı.  

Akşama doğru yeniden hostelime dönüp biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için dışarı çıktım. Ucuzluk ve lezzet birleşince menülerde görüntüsü hoşuma giden her şeyi sipariş etmeye başladım. Sanırım Vietnam’dan ayrıldığımda en çok özleyeceğim şeylerden biri sokak yemekleri olacak.
Hanoi'de bir sokak satıcısı

Hanoi’nin yürüyüş caddesi hava karardıktan sonra sokaklara taburelerin atılıp gecenin ilerleyen saatlerine kadar yiyilip içilen bir caddeye dönüşüyor. Genelde turistlere hitap eden barlar, kafeler, restoranlar var. Sadece Saigon’daki gibi kızların sööörrrr masaaaj diye gelene geçene seslendiği masaj salonları yok.
Vietnam cumhuriyetinin ilk başkanı Ho Chi Minh, Vietnamlıların deyişiyle Ho Amca’nın mozolesine gidebilmek için ertesi sabah kahvaltıdan sonra yola çıktım. 1975 de yapılan mozelyum sadece sabah 7 den 10:30 a kadar açık. Ho Amca’nın mumyasını görmek için yarım saatten uzun bir süre sırada beklemek gerektiğini de belirtmeliyim.Cep telefonlarına izin veriliyor ama çekim yapamıyorsunuz. Bunun dışında büyük çantanız varsa emanete bırakmak zorundasınız. İçeriye girdikten sonra bir tabut içerisinde ebedi istirahatinde olan Ho Amca’nın mumyasının önünde bekleme yapma, duraklama imkanınız yok. Bakıp geçiyorsunuz. Giriş ücretsiz.
Vietnam'da her şehrin kendi birası var.

Moselyumun biraz ilerisinde bulunan one pillar pogodayı gezdim. Vietnam halkı bu tür dini yerlere çok ilgi gösteriyor. Hangi pogoda yada tapınağa gitseniz insan kalabalığı.
Öğleden sonra rahatlama modunda amaçsızca gezinerek, parklarda dinlenerek, bol bol yiyerek ve içerek vakit geçirdim.
Akşamüstü Halong körfezi turu için hostel de dahil olmak üzere bir çok yerden fiyat aldım. Bir çok acenta 25 dolardan başlayan fiyatlarla günübirlik turları, 45 dolardan başlayan fiyatlarla ise bir gece teknede konaklamalı turları satıyor. Saigon’daki tecrübeme güvenerek pahalısı daha kalitelidir mantığıyla günübirlik Halong körfezi turunu 35 dolara Sinh Tourist’den satın aldım. Sonradan anladım ki buna hiç gerek yokmuş. Turu kaça satın alırsanız alın Halong körfezine vardığınızda sıradaki tekne hangisiyse ona bindiriliyorsunuz. Tüm günübirlik turların gittiği yerler ve verilen öğle yemeği menüsü birbirinin aynısı.
One pillar pogoda

Ertesi sabah Halong körfezi turu için 7:30 da hostelimden alındım. Tur otobüsünün yarısı Vietnam vatandaşları yarısı da turistlerden oluşuyordu. Yolculuğumuz 1 mola ile birlikte 4 saate yakın sürdü. Otobüsten gemi terminalinin otoparkında indikten sonra rehberimiz eşliğinde terminal binasının içine girdik. Burada rehber biletlerimizi satın aldı ve hepimize tek tek dağıttı. Bu biletleri çıkışta tekrar vererek tekne limanına geçtik ve sıradaki ilk tekneye binip Halong Körfezine doğru açıldık.
Halong Vietnam dilinde ejderhanın denize indiği yer anlamına geliyormuş. Körfezde 2000 e yakın irili ufaklı ada ve bu adalarda sayısız doğal plajlar ve mağaralar var. Unesco dünya kültür mirası listesinde de yer alan Halong Körfezi Vietnam’ın en çok bilinen ve en çok turist çeken yeri.

200.000 dong banknotun arkasında bulunan manzara Halong körfezinden.


Teknemiz bir süre körfezde yol aldıktan sonra öğle yemeği servisi başladı. Masalar 5 kişilik olduğundan ben Vietnam’lı bir aile ile birlikte oturdum. Yemek Mekong deltası turuna göre biraz daha zayıftı ama burada da jumbo karidesler vardı.
Yemeğin bitiminde adını bilmediğim bir adaya yanaştık. Buradan kayık yada kanolardan istediğiniz birini seçerek denizin içinde doğal bir mağarada gezindik. Bu etkinlik tur ücretine dahil. Daha sonra teknemiz Dau Co adasına yanaştı ve burada Thien Cung mağarasını gezdik. Mağara oldukça büyük ve renkli ışıklandırma eşliğinde yürümek keyifliydi. Buraya giriş de tur ücretine dahil.



Katıldığım tur günübirlik olduğu için teknenin adaların arasında yaptığı gezi fazla uzun sürmedi. İsteyenlere günübirlik dışında 1 veya 2 gece teknede konaklamalı turlar da var.
Ertesi gün akşama doğru Kamboçya’ya uçacaktım. Sabah kahvaltıdan sonra,47 numaralı otobüse binerek merkeze 15 kilometre mesafede çömlekçiliği ile ünlenmiş Bat Trang köyüne gittim. Burada üretilen seramik bütün Vietnam’a dağılıyormuş. Ucuzdan pahalıya büyükten küçüğe her çeşit seramiği satan yüzlerce dükkan vardı. Çanak,çömlekler fazla ilgimi çekmese de gidiş dönüş birkaç saatimi farklı bir yerde geçirmiş oldum.

Güneyden kuzeye 5 şehirde toplam 15 gün geçirdiğim Vietnam’ı çok sevdim. İnsanları mütevazi ve sıcakkanlı, gezip görülesi yerleri halen turizme yenilmemiş, geçmişte yaşadıkları büyük acılara rağmen geleceğe umutla bakan, alışılagelmiş asya ülkelerinden farklı bir ülke. İmkan varsa mutlaka görülmeli. Ben bir kez daha gider miyim? Neden olmasın? 


1 yorum: